YILDIZ HARİTAMI UYGULAMA ÇİZDİ: KADERİME BİLDİRİM GELDİ

https://aya.org.tr/yildiz-haritami-uygulama-cizdi-kaderime-bildirim-geldi_edebiyat-penceresi/elestiri_yazar_mehmet-kirtorun_edebiyat/

Dünya hızla değişirken, bireyin kendi merkezini bulma çabası giderek görünmez ama güçlü bir dijital ritüele dönüşüyor. Astroloji artık bir gazete köşesinde okunan kehanetten çok daha fazlası. Gecikmesiz bildirimlerle gelen günlük burç yorumları, doğum haritası analizleri, hatta “retrograd uyarıları”, milyonlarca insan için dijital çağın içsel pusulasına dönüştü.

Bir zamanlar marjinal ya da nostaljik sayılan bu pratikler, bugün mobil uygulamalar sayesinde kişiselleştirilmiş ve her an erişilebilir hâle geldi. Co–Star gibi uygulamalar dünya çapında milyonlarca kullanıcıya ulaşıyor; kullanıcı profili ise ağırlıklı olarak genç yetişkinlerden oluşuyor. Türkiye’de de benzer bir eğilim var: burçlar yalnızca merak değil, ilişkiler, kariyer kararları ve ruhsal denge üzerine söz sahibi kılınıyor.

Peki, bu kadar teknolojiye hâkim, eğitimli ve “rasyonel” birey neden yıldızlardan rehberlik bekliyor? Sorunun yanıtı yalnızca bireysel ihtiyaçlar veya eğlenceyle açıklanamaz. Mevzu iletişim psikolojisi ve yeni medya sosyolojisinin kesişiminde yatıyor: Astroloji dijital çağın hem kişisel başa çıkma stratejisi, hem de tüketim kültürünün biçimlendirdiği yeni bir anlam pratiği.

Bu dönüşümü anlamak için Marshall McLuhan’dan Zygmunt Bauman’a, Jean Baudrillard’dan Adorno’ya uzanan kuramsal bir çerçeve sunulabilir. McLuhan’ın “araç mesajın kendisidir” sözü, astrologların yerini bildirim algoritmalarının almasıyla yeni anlamlar kazanıyor. Bauman’ın tüketim toplumu çözümlemeleri, spiritüel hizmetlerin neden bu kadar kolay metalaştığını gösteriyor. Baudrillard ise bu dijital mistisizmin aslında bir simülasyon ekonomisine dönüştüğünü hatırlatıyor.

Belirsizlik Çağında Astrolojinin Geri Dönüşü

Astrolojinin yeniden yükselişi, ilk bakışta akılcılıkla özdeşleştirilmiş dijital çağda bir çelişki gibi görünebilir. Ancak araştırmalar bu ilgiyi tam da belirsizlik dönemlerine bağlar. COVID-19 pandemisi gibi küresel krizlerde astrolojiye olan yönelimin arttığını gösteren çalışmalar mevcut. İnsanlar öngörülemeyen durumlar karşısında tanıdık ve sembolik bir düzen arayışına giriyor.

Çoğu kullanıcı için astroloji uygulamaları, bir tür dijital öz yardım formu gibi işliyor. Her sabah gelen yorumlar, gündelik hayatın küçük çöküntülerini yumuşatıyor. Kimi zaman bu yorumlar bir arkadaşın şefkati kadar samimi, kimi zaman da bir terapistin sessizliği kadar rahatlatıcı olabiliyor.

Astrolojik içeriklerin bireysel iyilik hâline katkısı yalnızca sezgisel bir varsayım değil. Yapılan psikolojik araştırmalar, astrolojiye inanmanın bazı başa çıkma stilleriyle ve kendini doğrulama eğilimleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor. “Kader yıldızlara yazılmıştır” düşüncesi, bireyin yaşadığı olumsuzluklara anlam yüklemesine yardımcı olabiliyor.

Özellikle genç kullanıcılar arasında burç uygulamaları bir tür yön bulma ve ilişkiyi anlama aracına dönüşmüş durumda. Co–Star kullanıcılarıyla yapılan bir nitel araştırmada, iletişim kurma, kaygıyla baş etme ve uygulamayı pragmatik amaçlarla kullanma gibi temalar öne çıkıyor. Kullanıcılar, burç içeriklerini paylaşmanın ilişkileri anlamlandırmak için ortak bir dil oluşturduğunu ifade ediyor.

Teknoloji Mesajı Şekillendirir

Marshall McLuhan’ın medyayla ilgili temel savı astroloji için fazlasıyla geçerli: “Araç, mesajın kendisidir.” Astrolojinin deneyimlenme biçimi, sunulduğu ortamla birlikte değişti. Gazetelerdeki tek tip burç yorumlarından mobil uygulamalara geçiş, bu pratiğin hem yapısını hem de işlevini dönüştürdü.

Bugünün uygulamaları yalnızca metin sunmuyor; algoritmalarla kişiselleştirilmiş içerikler, retrograd uyarıları, astrolojik eşleşme analizleri sunuyor. Push bildirimleriyle gelen “kozmik içgörüler”, sabah kahvesi kadar gündelik bir alışkanlığa dönüşmüş durumda. Bu yeni biçim, daha fazla etkileşim, daha yoğun bağlılık ve daha çok duygusal yatırım sağlıyor.

Co–Star gibi uygulamalar, eski moda kehanet estetiğinden uzak duruyor. Siyah-beyaz minimal arayüzleri, keskin ve alaycı dilleriyle genç kullanıcılara hitap ediyor. “Saçmalık yok, sadece astroloji” sloganı, hem isyan hem de oyunbazlık içeriyor. NASA verileri ve yapay zekâ ile desteklenen algoritmalar sayesinde uygulamalar, içeriklerine “bilimsel bir cila” da katıyor.

Üstelik tüm bu sistem artık sosyal medya ile iç içe geçmiş durumda. Burçlara dair içerikler meme kültürünün bir parçası hâline geldi: “Koç problemleri”, “Terazi titreşimleri” gibi ifadeler, hem şaka hem özdeşlik biçimi olarak dolaşıma giriyor. Bu, astrolojinin kendini ifade etmenin yeni bir dili hâline geldiği anlamına geliyor.

Paketlenmiş Kutsal: Astrolojinin Tüketim Nesnesine Dönüşümü

Astroloji artık ticari bir pratik. Bauman’ın “akışkan modernlik” tanımı, bu dönüşümü anlamamıza yardımcı olur. Kimlik sürekli yeniden kurgulanan bir projeye dönüşmüş durumda. Maneviyat da bu projede, kişisel ihtiyaca göre “alışverişle” seçilen bir öğeye evrilmiş durumda. Bugün insanlar bir inanca bağlanmak yerine, ruh hâline göre inanç tüketiyor.

Astroloji bu tüketici maneviyatın tam merkezinde. Uzun vadeli sadakat gerektirmeyen, girilip çıkılabilen bir deneyim sunuyor. Tıpkı Netflix’e göz atmak gibi: içerik hoşuna gitmiyorsa bir sonraki burç uygulamasına geçiyorsun.

Pek çok uygulama temel içeriği ücretsiz sunarken, daha derin analizleri ya da özel yorumları ücretli hâle getiriyor. Böylece yıldızlar yalnızca sembolik anlamlar değil, gelir modelleri de üretiyor. Doğum haritası analizi, ilişki uyumu raporu, hatta anlık danışmanlık… Hepsi birer dijital hizmet paketi olarak sunuluyor.

Burçlar artık yalnızca “kişilik” anlatmıyor, pazarlanabilir bir kimlik biçimi hâline geliyor. “Tipik bir Boğa” olmak, bireyin kendine dair bir anlatı kurmasına yardımcı olurken, aynı zamanda sosyal medyada paylaşılan bir profil ifadesine de dönüşüyor.

Simülasyonun İçinde İnanç: Baudrillard’ın Gölgesinde Astroloji

Baudrillard’ın simülasyon kuramı, dijital astrolojinin mantığını kavramada güçlü bir kavramsal mercek sunar. Bugünün popüler uygulamalarında görülen yıldız haritaları, gökyüzüne bakılarak değil, veri kümeleri üzerinden üretiliyor. Kullanıcı bu hareketlerin algoritmalarla simüle edilmiş izdüşümleriyle karşılaşıyor. Yine de ortaya çıkan deneyim tamamen kurmaca sayılmaz; gerçek duygulara, karar anlarına ve sosyal etkileşimlere temas ediyor. Bu durum, simülasyonun deneyimin yerini aldığı bir evreni işaret eder.

“Merkür retrosu” artık yalnızca gök cisimlerinin konumunu ifade etmez; stresin, gecikmenin ya da iletişimsizliğin ortak adı hâline gelmiştir. Kavramlar, teknik içeriklerinden sıyrılarak kültürel bir kısayola dönüşmüş durumda. Modern birey, bu semboller aracılığıyla hem soyut hem de oldukça hissedilebilir bir deneyim alanı yaratıyor.

Uygulamaların sunduğu evren ise düzenli, kolay sindirilebilir ve estetik olarak sadeleştirilmiş bir yapı sergiliyor. Kaotik olan kozmik yapı, mobil ekranlarda akışkan, anlaşılır ve eğlenceli bir forma bürünüyor. Buradaki bağ, gökyüzüne yöneltilmiş bir bakıştan çok, ekran üzerinden edinilen hislerle kuruluyor. Astrojik içerik, hem estetik hem duygusal bir deneyim sunarak, kullanıcıyı hem anlıyor hem de yönlendiriyor.

Sonuç – Yön Arayışı ile İllüzyon Arasında

Astrolojinin dijital formu, hem çağın ruhunu hem de bireyin içsel boşluğunu görünür kılıyor. Kimi için bu uygulamalar günlük ritüelin bir parçası, kimi için ilişki analizinde başvurulan sembolik bir harita. Ruhsal ihtiyaçlar ve medyanın sunduğu anlatılar birbirine karışıyor.

Ancak eleştirel düşünce bu tabloya gölge düşürüyor. McLuhan’dan Baudrillard’a uzanan çizgide, bu pratiklerin yalnızca teselli sağlamakla kalmadığı, aynı zamanda birer medya ürünü olarak davranış biçimlerini şekillendirdiği vurgulanıyor. Bazı psikologlar, astrolojik bağımlılık belirtilerine dikkat çekiyor: sürekli burç kontrolü, kararları dışsal güçlere havale etme, gerçeğin yerine sembolik anlatıyı koyma.

Yine de bir gerçek var: insanlar anlam arıyor. Ve yıldızların sesi kimi zaman bu ihtiyaca cevap veriyor. Uygulamalar, aynı anda hem modernliğe karşı bir direnç biçimi, hem de modernliğin ta kendisi. İnanç yeniden doğmuyor belki, ama yeni bir form alıyor: kişiselleştirilmiş, simüle edilmiş, ama hissedilen bir biçim.

Bugün gökyüzü artık parmaklarımızın ucunda. Ama baktığımız, gerçek yıldızlar mı yoksa yalnızca onların dijital yansımaları mı?

KAYNAKÇA:

Kitaplar:

Adorno, T. W. (2002). The stars down to earth and other essays on the irrational in culture. Routledge.

Bauman, Z. (2018). Akışkan hayat (Liquid Life). Ayrıntı Yayınları.

Baudrillard, J. (1981). Simulacra and simulation. University of Michigan Press.

Akademik makaleler:

Clements, P. (2022). Astrology, modernity and the project of self-identity. Culture and Religion21(3), 259–279. https://research.gold.ac.uk/id/eprint/32176/

Das, A., Sharma, M. K., & others. (2022). Fixating on the future: An overview of increased astrology use. International Journal of Social Psychiatry68(5), 925–932. https://doi.org/10.1177/00207640211050352

Ersoy, E. (2023). Dijital spiritüellik deneyimi olarak astroloji: Co–Star üzerine bir inceleme. Moment Dergi10(2), 405–427. https://dergipark.org.tr/en/pub/moment/issue/78982/1284323

Lindeman, M., & Lillqvist, O. (1998). Belief in astrology as a strategy for self-verification and coping with negative life-events. European Psychologist3(3), 202–208.

Online kaynaklar:

Judkis, M. (2019, April 4). How app culture turned astrology into a modern obsession. The Washington Post. https://www.washingtonpost.com

Arslanagić-Little, P. (2023, March 2). It’s fate: Modern astrology has captured the hearts of young Britons – for a fee. City A.M. https://www.cityam.com

ShortCutstv Blog. (n.d.). New Age movements – Spiritual shopping. https://www.shortcutstv.com/blog/new-age-movements-spiritual-shopping/

- Advertisement -spot_img

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz